31 Mayıs 2008 Cumartesi

Yazmadığım o uzun süre içinde,
Yazacak o kadar çok şey birikti ki;

Yazarak atmak mümkün değil içimden...
Anca bir damla gözyaşı yere düşen,
anlatır mı bilmemki o da?
İçi karışık,
Yarısı mutluluk ,
Yere düştüğünde etrafa dağılan damlacıklar kadar...
Yarısı hüzün,
Çarptığında bıraktığı iz kadar yerde...

Olmayan bir diğer yarısı kadar umut da var ,
Ne fayda...

Saçmasapan kelimeler ,
Yanlış kurulmuş cümleler,
Dönecek bana yine o acı sanki.
Zararı yine kendime.
Yazmak rahatlamak sadece.
Başka birşey değil...
Anlamsız.
İçine atmakdan farksız.

12 Mayıs 2008 Pazartesi

Regression

Hypnotherapist:

"Close your eyes and begin to relax. Take a deep breath, andlet
it out slowly.
Concentrate on your breathing. With each breath
you become more relaxed.
Imagine a brilliant white light above
you, focusing on this light as it flows through your body.
Allow yourself to drift off as you fall deeper and deeper into a more
relaxed state of mind.
Now as I count backward from ten to one,
you will feel more peaceful, and calm.
Ten.
Nine.
Eight.
Seven.
Six.
You will enter a safe place where nothing can harm you.
Five.
Four.
Three.
Two.
If at any time you need to come back,all
you must do is open your eyes.
One..."

Painfull Mind:
Safe in the light that surrounds me
Free of the fear and the pain
My subconscious mind
Starts spinning through time
To rejoin the past once again

Nothing seems real
I'm starting to feel
Lost in the haze of a dream

And as I draw near
The scene becomes clear
Like watching my life on a screen

Hello ............., so glad to see you
My friend.

7 Mayıs 2008 Çarşamba

Çifte vize haftası

Hala uyanık kalışımın 36. saatine girmek üzereyim. Vize haftası ve okulu uzatmama istekleri sağolsun can havliyle cırpınmama destek oluyorlar.

3 gundur evime daha yeni gelebildim. Cok sukur ...

WAT peşinde koşturuyorum bi yandan. Tabi ki USA tercihim.
Babamı nasıl ikna ettiğimi hala anlamış değilim. Bu kadar kolay olacağını beklemiyordum.
Oysa iyi de hazırlanmıstım.
Annem her zamanki gibi yanlız gidiyosan bırakmam tavırlarında.
Bir sürü boş uğraş çıktı başıma yine.
Kendi vize sınavlarım yetmiyo gibi bide oraya vize almaya uğraşıcaz şimdi. Ama büyük ihtimal alamam(olumsuz konusayım ki olumlu cıksın).

Ucak şirketleri utanmasa 398 aktarma yapacaklar. Eğer gitmek kısmet olursa, Aktarma yüzünden! Brüksel, Paris veya Stuttgart şehirlerinden birinde 1 gün pineklemek zorunda kalcam. (Gidemeyeceğim için sorun yok:p)

Uyumak için yakın arkadaşlarımdan birini sattım. Ama hala uyuyamadım.
Sunumunu yapmayı erteleyip bi hafta sonra -10 puan ile yapmayı tercih ettim birkaç saatlik keyif horultusu yüzünden.
Pişman mıyım?
Asla

Blogumu bu aralar cok ihmal edicem. Kafamda binbir tilki dönüyor. Değişik bi yaz olsun artık. Bende ev studyomu kurayım sonunda.
Allah'ım aklıma mukayet ol.
Ben sapıttım.

4 Mayıs 2008 Pazar

Durum Raporu

1 Mayıs Persembe

Eylemler vardır. Okula gidilmez. Ayrıca boş gündür.
Ayak bileği ödemlidir. Yürünmez durumdadır.Bir sonraki gün yüyüyebilmek için ilaç ve masaj bol miktarda kendini göstermiştir.

Uzun zaman sonra nasır tutmuş ellerin artık eski haline döndüğü anlaşılır. Hemen rejenerasyon çalışmasına başlanır. Nasırı geçen eller uygun tempoda parmak alıştırması ve bend solo teknikleri ile şişirilir, su toplanması sağlanır. Su toplamış parmaklar ile iyice devam edilir uğraşılmaya. Sonuçta gitar için gerekli olan nasırlı parmaklara sahip olunur.

Aksamdan" Cumartesi günü sınav var erken yatim da okula erken gidiyim çalışırım akşama kadar sonra orda birinde kalıp ders çalışırız " mantığı ile yatılır.


2 Mayıs Cum'a :)

Erken yatılan akşam sonrasında her zamanki gibi 5, 5.30 gibi uyanılır. Ama yataktan ters kalkmanın ve ne olduğu bilinemeyen bi rahatlığın verdiği vurdumduymazlık sayesinde 4. kere o sabah derse gidilmez ve saat alarmı tekrar 10.30 civarında uyanmak değil"ertelenmek"üzere kurulur.

Kurulan saat ertelenmez ve hemen okula gidilir. 82 yıllık yaşamının verdiği bunaklık ve 1 mayıs ertesinin sağladığı gaz ile Prof. Dede anarşi döneminden girer. Günümüze ulaşamadan kendide yorulur. Dedenin anlattıklarından bi hayli sıkılan öğrenci cocuk şahısı, telefondaki tetris de rekor kırar ve ismini hall of fame 'e yazdırır.

12.30 -14.20 saatleri arasındaki 2 dersi " blok yapıyorum " deyip, ders saatlerini birleştirmekle kalmayıp 14.20 den 14.30 a kadar olan tenefüs saatini bile derse ekleyen , "ara verelim" denildiğinde insanlara hakaret edebilen ve onurunu kırabilen Prof.Dede şahısımız, eğitim öğretim hayatında ilk kez dersi 1 saat erken bitirir.

Okula geldiğine pişman olan fantastik blog yazarı insanı ,samimi arkadaşlarından birini görür. "Haydi bari ders çalışalım yarın sınav var" der. Ama sınav ertelenmiştir. Bunu öğrenen insan, bir dinazora dönüşüp böğürmeye başlar. Ve " bari akşam konsere gideyim " diye heveslenir.

Eve gidilmek üzeri değiştirilmek üzere yola koyulunur. Çünkü bu şahıs, bu sabah üzerine beyaz yakalı içten gömlekli gibi duran ve yeşil beyaz yatay çizgilerden oluşan tabiri caiz ise tam bir kolej cocuğu tişörtü giymiş ve bir rock bar 'a bu şekilde gitmenin komik olacağını düşünür.

Hemen eve gidip gelmek zorundadır çünkü daha sahne kurulacaktır. Hazırlık ve soundcheck yapılacaktır. Can Bey aranır.

"-Emre neredesin ?Çabuk bara git abicim sen geç kaldık zaten." Kelimelerini duyan şahıs, eyvahlar olsun diyerek üzerindeki o kıyafetle bara doğru hareket eder.


İçeri girdiğinde çalışanlar bile garip bakar bu şahısa. Yaklasık yarım saat beklenir. Merdivenlerden önce büyük bir gölge, sonrasında gölgeden daha büyük bir göt ve üzerinde uzun saclı bir adam görünür. Bu adam Can Ergenler'dir. Oturulup 1 saat kadar geyik yapılır.

Davulcu arkadastan telefon gelinir. Gidip olduğu yerden alınır. Big John Can bey gelir. Eşyalar alınır sahne hazırlanır. Saatlerce soundcheck ve tonmaistering olayı yapılır. Mr. Crowley bıkılacak kadar dinlenir.

Sami gelir. Yarım saat yer tarif edilir. Yeri bulur. Sonra yine gider ve konser saatini beklemeye başlar.

Serkan ve Sami gelir. Ön grup sahne alır. Ön grubun çaldığı şarkılardan hiçbiri bilinemez. Aşağı inilir ve ana sahne beklenir.

2-3 Mayıs arasında bir yerler

Ana sahne start alır. Burkey Turnkahn koşmaya başlar ilk çığlıkla. Arkadan bir boy arayla Can Guneysteen yarışı sürdürür. Arkadan giydiği siyah deri pantolonuyla kara bir bulut yığını gibi Can ergenler akın akın gelmektedir. Davulcu arkadan takip eder.

Arada bir sahnede bir aslan belirir. "Wuhhaaarrrooogghhh " diye bi ses çıkar ve yeni şarkıya geçilir.Şarkılar gittikçe can sıkar. Ve konser erken biter.

Günün 4. ıslak hamburger ve 2. patsosunu yemek üzere patso ya gidilir. Mide tıka basa doldururlur. Daha sonra tophaneye gitmek için istiklal ' in en korkutucu ara sokakları seçilir. Sora sora bağdat bulunur.

24 Saat açık olan bir nargile esnafı bulunur. Oraya danaların otlandığı gibi yayılınır. 2 nargile ve çay söylenir. Ağzındaki tat alıcı dokuları bulunmayan davulcu cocuk , çayı bir dikişte içerek dikkatleri üzerine çeker.

En gereksiz geyik muhabbetleri gece boyunca yapılır. Tophane' nin anıları anlatılır. Tavla da karşındaki insanın kalbi kırılmasın diye yenilinir. Sonra açılan tv de nba maçı izlenir.

Sabah olur ve yola çıkılır istiklale doğru. Çimlerin üzerinde görülen pet şişe sırayla su vanası boşluğuna sokulup golf efsanesi yaşatılmaya çalışınır.

İstiklal'de bir börekçiye girilir. Menü ye bakılır. Adamların kıymalı börek yanına 2.5 ytl , sade börek yanına 0.5 ytl yazmasından şüphelenilir. Hesap ödenirken amcaların menüye sadece aradaki farkı yazdığı anlaşılır ve sade börek 2.0 ytl ile günlük kura 2. sıradan girer.

Börekçiden çıkılıp simit sarayına girilir. Çay simit gazete alınır. Stüdyoya girme fikri ortaya atılır. Oy birliği ile kabul edilir.

Zaman geçirilir. Adam cep telefonu ile evinden çağırılır. Studyo açtırılıp iğrenç bi studyo çalışması yapılır. Performans 2 kişi de olsa çok kötüdür.

Stüdyodan çıkılır. Davul bakmak üzere gezilir. Serkan satış koyar. Eve kaçar.

Diğer elemanlar da otobüse biner sonra. Otobüste sızılır. Son durakta uyanılır. Eve gidilir. Evde de sızılır.

Blog yazarı kişisi hayatında karşılaşmadığı kadar telefon çağrısı ve mesaj ile rahatsız edilir. Ona rağmen uyunur. Aksam 21.30 civarı uyanılır. Yemek yenildikten sonra arkadaş tarafından çağırılır ve yine uykusuz bir gece geçirmek üzere hazırlanır.

B.Çekmece ye gidilir. Arkadaş için çiğ tavuk yenilir ve sunum ödevi hazırlanır. Ödev bitince film keyfi başlar. Film de izlenir. Sonra uyumak için saat 5 civarı yatağa girilir.

Blog yazarı başkasının evinde uyuyamadığı için 9 gibi uyanır ve tetris oynamaya başlar. Bir kaç kez listeye girmesine rağmen rekorunu kıramaz. Kahvaltısını ettikten sonra eve doğru yol alır. Eve geldiğinde Rapidshare in happy hours hizmetinden yararlanarak lost indirilir. Bloglar okunur. Kendininkine de bişiler tıkırdatmak için klavyeye doğru eller gider. Siteye girilir ve şifre girişi yapılır . Yeni gönderi kısmına tıklanır ve...

"1 Mayıs Persembe


Eylemler vardır. Okula gidilmez. Ayrıca ..."